ÇIRAK ARANIYOR

   Benim gibi herkes yanılıyor belkide. Belki kuralsızlıklar da yasal olabilir. Yasal ahlâksızlıklar da vardır mutlaka. Yasadışı kurallarımız gibi, insancıl yasadışılıklarda vardır şüphesiz. İnsanlıkdışı yasalar olduğu gibi. Mutsuzluğun, hüznün, kasvetin, düzensizliğin çelik çatılarını yıkıp; yıldızları, bulutları, güzelliğin derinliklerini görebilmek; bazan kuraldışı yasalarla bazan insancıl kuralsızlıklarla mümkün olabilir. Dünya bu türden ihtilâlleri çok yaşamıştır. Ancak eylemin; hem kuraldışı,hem yasadışı,hem insanlıkdışı olmasına rağmen rağbet görmesi; nadir görülen ve demokratik duruşu olanların kabullenmekte zorlandığı eylem türleridir. Bu yeni “Haluk’un veda-ı” hadisesini galiba bunun için yaşıyoruz. (Bu yazıyı okurmu bilmem ama;Siyasi platformda bu nevi olayların çözülemeyeceğini gerekçe gösteren Haluk’a; sitenin siyasi platformdan ziyade geçmişin yaşandığı (Yaşanması gereken) bir site olduğunu hatırlatmak isterim.) Bu durumda ayıp, günah, suç… ögelerinin kişilere, guruplara, kurumlara göre değerlendirilmesi; toplum kültürü, kişi içdünyası, Allah’ın kuralları dışlanarak “elalem ne der” tavrı içine girilivermesi ne kadar doğru ise, beşeriyetin ve şu nadide ekosistemin içinde kayboluvermek de o kadar doğrudur.

   Yakın geçmişimizde sürekli fikir beyan eden zamanın tanıkları belki isabetli tesbitler aktaramamışlardır.  Zamanı,düşleri, düşünceleri, bilgiyi DNA testine tabi tutup, şaşıracağımız sonuçlara da hazırlıklı olmak, haklı olduğumuz alanlara çivileme dalmak, kusursuz bir tadilat projesi hazırlayarak beyinlerin restore işlemine başlamak hatta projeyi çabucak bitirmek elzemdir belki. Ancak; sorunların topluca klase edildiği raflardan sadece onunkini seçip savunuvermek birarada yaşama kültürünün neresinde yazılıdır. Bu savunma biçiminin; sözlüklerde yazılı bütün kelimeleri katledilerek, aymazca, fütursuzca, şımarıkça gidilen yol nereye çıkacaktır. Anadolu toplumunun; değerleri, töresi, ahlâkı, sabrı zorlanarak varılacak yer neresidir.

   Bakın sizinle tesbitlerimi paylaşayım. Adaletimiz bu şahsiyeti uzun yıllar mapus yatırarak yanlış yapmıştır. Medyamız “teröristbaşı, bebek katili ” gibi yakıştırmalar ile haksızlık etmiştir. Songünlerde yaşadığımız “barış budur” söylemlerinden ve talimatı veren şahsın kimliğinden hareketle edindiğim intiba kısacık aklıma kullanılabilecek yegane ünvanın APOŞ olması gerektiğini emretmektedir. Zamanı; belirlenen bir yerinden kesip atıvermek mümkün olduğundan bugünedek yapılan mücadele abesle iştigaldir. Bağırsakları keleş mermileri ile vücudunun dışına fırlayan üç yaşındaki bebelerden başta can dostum Etem olmak üzere ışık kaynağı öğretmenlere, kısa kısa yolculuklar yapan albayraklı tabut guruplarına kadar binlerce görüntü hafızalardan silinmek, yaşanmamış sayılmak durumundadır. Bundan böyle; Mahmur’dakilerle birlikte  onaltıbini aşan sayılarıyla (İçeridekiler de eklenerek) Anadolunun her zerresine adil! bir şekilde dağıtılacak bu dava! adamlarının gerçekleştirilmesi öngörülen barış adımları! ile hangi yasadışı insancıl kurallar kullanılarak  hangi gayrıresmi insancıl sonuçları başaracakları ve ülkenin kaderini; gözlerle, sözlerle, eylemlerle nasıl bıçaklayacak, delik deşik edecekleri herkes tarafından ayan beyan görülecek ve topluca yaşanacaktır. Bu ülkede katiller kadar hırsızlar, tecavüzcüler, tacizciler, üçkâğıtçılar, dolandırıcılar, tefeciler, kumarbazlar…… da dürüsttürler. Bu tesbitin ardından Apoş dahil cümle hapishaneler boşaltılmalıdır.

   Dil meramın sofrası değildir artık.

   Kelimeler dizegetirilmiş durumdadır.

   Açılımı doludizgin karşılayan kalabalıkların taşıdıkları döviz, resim ve simgelerden çıkardığım kadarı ile İstiklal marşı bile barışa yüktür. Bayrağın yıldızı değiştirilerek onların yıldızının konulması kesintisiz barış için gerekli görülebilir.

   Evet.

   Bu ülkede Türk sorunu vardır. Ve bu sorun son günlerde yaşanan trajedi ile başlamamıştır. Ben dahil milyonlar ÇANAKKALE GEÇİLMEZ diye bas bas bağırırken Çanakkale ile beraber nice Çanakkale’lerin yıllar önce geçildiğini ve yıllaryılı kendimizi avuttuğumuzu neyazık ki geç te olsa anlamış bulunuyoruz.

   Toprağın insana ihtiyacı yoktur. Yeryüzünde insanın uğramadığı topraklar bilirim. İnsanın toprağa ihtiyacı vardır.

   Nefes almak için,
   Yaşamak için,
   Doymak için,
   Örtünmek için

   Doğmak,
   Ve hatta…
   Ölmek için.

   Sahip çıkacağız şüphesiz. Yarını yaşayacaklar adına, bugünden ve yasal zeminde sonuna kadar sahiplenecek mücadelemizi yapacağız. Bu nedenle arasıra drijan duruşu ile sitemizi renklendiren Haluk’un veda etmesi sonucu doğan boşlukta değerlendirilmek ve aynı ustalıkta yetiştirilmek üzere ilânen duyurulur.

   Çırak aranıyor.

4 Yorum yapılmış

Servet Şahin (DANİMARKA)  on Ekim 22nd, 2009

Sevgili Ali İhsan,

Sitedeki ilanınızı gördüm. Düşündüm taşındım ve müracaat etmeye karar verdim. Sevgili kardeşimiz, gelişmelerden yorulup, şu genç yaşında tribünlere havlu atmış. Kâh O’nun yokluğunu aratmayayım dedim kâh da bayrağı düşürmeyeyim dedim. İnşallah, yeteri kadar dinlenir ve gelir görevinin başına oturur. Bir Türk, son nefesine kadar dayanır, savaşır, mücadele eder. Enver Paşa bile boş duramamış, gitmiş Türkistan’da devlet kurmaya kalkmış. Benim, 17. Türk Devleti ile falan uğraşmaya zamanım yoktur. Elimizdeki bu 16. mıdır yoksa ikinci midir neyse o bize yeter de artar bile.
Kurban olsunlar bir tek çakıl taşına.

Durumlar gerçekten vahim.
‘Suçlu musunuz? Hayır!’
‘Pişman mısınız? Hayır!’

O ZAMAN NEYE GELDİNİZ?
BU KADAR VATAN EVLADI NE İÇİN ŞEHADET ŞERBETİNİ İÇTİ?
YENİ BİR PİŞMANLIK YASASI ÇIKTI DA, BİZİM Mİ HABERİMİZ YOK!
BU İŞİN SONU NEREYE VARACAK?
….
BU İŞ, BİZİM DEVLETİN İŞİ DEĞİL. BİZİM BİLMEDİĞİMİZ, FARKEDEMEDİĞİMİZ BİR SÜRÜ HUSUS VAR. ELEŞTİREBİLDİKLERİMİZ, SADECE BUZDAĞININ SU ÜSTÜNDE GÖRÜNEN KISMI KADAR. SUYUN ALTI MEÇHUL.

TARİHİMİZİN EN KÖTÜ DÜŞMANI OLARAK GÖRDÜĞÜMÜZ BİR ÇAPULCULAR GÜRUHUNUN MENSUPLARI, BUGÜN, KENDİLERİNE GÖRE RESMİ ÜNİFORMALARIYLA, ZAFER ÇIĞLIKLARIYLA VATANIMIZA AYAK BASIYORLAR VE HEP BİRLİKTE DÜĞÜN YAPIYORLAR. EN AZINDAN BU ŞOVA GEÇİT VERMEMEK GEREKİRDİ. İNŞALLAH BU SON OLUR.

İPİ ÇEKİLENLER, KAYBEDENLER, İNSANLIK SUÇU İŞLEYENLER ONLARDI. TÜKENİŞLERİNİ BİLE KAZANCA TAHVİL ETTİLER. BİZİM YÖNETİM BUNA KUCAK AÇTI.

APOYU SERBEST BIRAKSALARDI BU KADAR KOYMAZDI. SENİN DE DİLLENDİRDİĞİN GİBİ, APO DA ‘APOŞ’ HALİNE GETİRİLİP UNUTTURULACAK YAPTIKLARI. BİR SABAH BAKMIŞSIN O DA DÜĞÜN ALAYINDA.

BU AÇILIMIN ADINI İNŞALLAH ‘TÜRK’Ü YOK ETME AÇILIMI’ KOYMAYIZ. İNŞALLAH SINIRLARIMIZI DAHA FAZLA ZORLAMAZLAR.

DURUMU MÜSAİT OLAN ARKADAŞLARIMIZ HER FIRSATTA HER YERDE, EN VAKUR VE EN CİDDİ BİR ŞEKİLDE BU OLANLARI, VATANDAŞLARIMIZA ANLATMALARI, OYLARIYLA İŞBAŞINA GETİRDİKLERİ HÜKÜMETİN İCRAATLARINI HER VESİLEYLE GÖZLER ÖNÜNE SÜRMELERİ KATİYETLE ELZEMDİR. ÖNÜMÜZDEKİ SEÇİMLERE KADAR DAYANMAK ZORUNDAYIZ, SEÇİMLERE HAZIRLANMAK ZORUNDAYIZ. AYDIN İNSANLAR, BU ÖNEMLİ VAZİFEDEN KESİNLİKLE KAÇMAMALILAR. ÇOCUKLARIMIZ VE GELECEĞİMİZ İÇİN, MUKADDES SAYDIĞIMIZ DEĞERLERİMİZ İÇİN CANLA BAŞLA SAFLARI TUTMAK ZORUNDAYIZ. BUNU YAPMAZSAK, DAHA KARIŞIK, DAHA ÇETREFİLLİ BİR ÇÖZÜME DOĞRU GİDECEĞİMİZ DE KESİNDİR.

BU MESELEDE DAHA PEK ÇOK BİLİNMEYENLER VARDIR. İNŞALLAH HAZIRLIKSIZ YAKALANMAYIZ.

BENİM KORKUM, AMERİKANIN KAPSAMLI BİR ÇEKİLİŞE GEÇTİĞİ ZAMANDIR. O GEÇİŞ ÇOK ÖNEMLİDİR. BÜYÜKLERİMİZ MUHAKKAK TERTİBATLARINI ALIYORLARDIR. BU SAATTEN SONRA DA, ORDUMUZUN, KÜÇÜK BİRİMLER HALİNDE TERÖRİST KOVALAMA İŞİNİ, DAHA FARKLI VE ETKİLİ BİR BOYUTA TAŞIMASI GEREKTİĞİ GİBİ, ASKERİ BİRLİKLERİMİZİ, DAHA KONTROLLÜ VE BÜTÜNLÜĞÜNÜ BOZMADAN, PROVAKASYONLARA GELMEYECEK BİR POZİSYONA SOKMALIDIR. GELECEK ÇOK ŞEYLERE GEBEDİR VE BÜTÜN HATLARDA HAZIRLIKLI OLMALIYIZ.

ŞU ANDA, HALKIMIZI AYDINLATMA PROGRAMININ YANI SIRA, MAALESEF, BEKLEMEKTEN BAŞKA ÇAREMİZ YOK. TAHRİKLERE KAPILMAMALIYIZ. ANCAK, VURDUMDUYMAZ DA OLMAMALIYIZ Kİ BUNA ARTIK KESEMİZ ELVERMEZ.

SAYIN İŞVEREN. GÖRÜŞLERİM AYNEN YUKARDAKİ GİBİDİR. PARA PUL İSTEMEM. KENDİ AZIĞIMI YERİM. VATAN MİLLET İÇİN HER BİR ŞEYE BURNUMU SOKARIM. AT ÜSTÜNDE DOĞDUM, AT ÜSTÜNDE ÖLÜRÜM.

ÜMİT EDERİM Kİ BANA, VATAN MİLLET DAVASINDA BİR ÇIRAKLIK ÜNVANI VERİRSİNİZ.

SAYGILARIMLA ARZEDERİM.

Benimkisi bir çeşit emanetçilik.

Ali İhsan ÖZKAN (İZMİR)  on Ekim 22nd, 2009

Otuz yıl önce dizinin dibinde çıraklık ettiğimiz Servet Şahin’in yukarıdaki yorumdaki mütevazi duruşundan etkilenmemek mümkünmü.

Yaşar Nuri Öztürk, Nuri Bilge Ceylan vb. bir sürü insan gibi ben de Ali, İhsan ve Özkan olarak üç kişilik kalabalıklar halinde gezenlerden biriydim ve Haluk, Hoca ve oğulları’nında kalabalık yaşayanlar arasında bilirdim.

Ancak Haluk biz yine kalabalık gezeceğiz fakat ” ben, keyfim ve kâhyası” olarak gezeceğiz diyerek yeni bir gurup kurdu.

Sevgili Servet!

Başımızın tacısın. Ancak Haluk ve HOCA terkidiyar etse de OĞULLARI’ndan bir çırak seçeriz gibi geliyor.

Selam ve sevgiler.

Hasan Bahadır (URLA)  on Ekim 22nd, 2009

Bazen inziva iyi gelir insana.

Umuyorum ki Haluk’un ayrılışı da inzivadır.

Dolacak, taşmadan gelip bşzlerle paylaşacak.

Selam ve sevgilerimle,

Feyyaz Albayrak (KÜTAHYA)  on Ekim 22nd, 2009

Sevgili Ali İhsan,

İnsan, şu den’i dünyada yaşadığı acı ve travmalar sonucunda yanlış kararlar alabilir!..
Cenab-ı Hak(c.c.) hiçbir kuluna nefsinin kaldıramayacağı bir yük yüklemediğini beyan ediyor!
Bugün ülkemiz ve milletimiz gerçekten zor bir süreçten geçiyor!Başımıza gelenler, malesef kendi eserimiz!Çünkü, “layık olduğumuz şekilde idare ediliyoruz!”
Yer yüzünde Allah’ın halifesi kılınan hiçbir müslüman, yaratılış gayesini inkar etme lüksüne sahip değildir!Eğer dünya meşakkatleri bahane edilseydi; Hz. Peygamber (s.a.v)’in yüce dinimizi tebliğ etmek için, şu anda bizim
yaşadıklarımızdan tarifsiz ölçüde fazla,davasında vazgeçebilecek, bizlerin hayal bile edemeyeceği acı ve sıkıntılarla dolu binlerce gerekçesi vardı!Peygamber efendimizin mübarek ayaklarının tozu bile olamayan bizlerin, kul ve millet sorumluluğundan kaçması Allah indinde büyük bir vebaldir!
Öfkenin aklı ve dili yoktur!Haluk Bey kardeşimizin yaşadığı duygular, hiçbirimizin yaşadığı duygulardan farklı değil!Ancak bu meydanı çakallara bırakmayacak kadar mukaddeslerine aşık bir davanın mensupları olan bizler; bu uğurda verdiğimiz şehitlerimizin kemiklerini sızlatmayacak kadar şuurluyuz; en azından Haluk kardeşimizin öfkesinin bu duygulardan kaynaklandığını düşünüyor; nefsi için inandıklarından vazgeçtiğne inanmak istemiyorum!…Aksini düşünmek, Allah indinde büyük bir vebaldir!
Düşünen ve bilen yürekler, acı çekmeye mahkumdur Sevgili Haluk kardeşim!Kahramanlığın sonu zulüm görmektir!Yoksa nasıl kahraman olunurdu ki?Düşüncelerimi şu hadis-i şerifle bitirmek istiyorum!
Allah Rasulü(s.a.v) buyurdu ki:
“Bir kişi bir yerde bir yanlışlık(kötülük) gördü mü eliyle düzeltsin!Eliyle gücü yetmiyorsa diliyle müdahale etsin!Ona da gücü yetmiyorsa, kalbiyle buğzetsin(onaylamasın)!Ki, buğzetmek, imanın en zayıf noktasıdır!”
Bu davaya gönül vermiş yiğit yüreklerin, buğzetmeyecek kadar kendilerini bu davaya adadıklarına ve meydanı çakallara bırakmayacaklarına inanıyorum!
Selam ve sevgilerimle…

Yorum yazın...

Yorum yazabilmek için GİRİŞ yapmanız gerekiyor.